Perşembe , Temmuz 24 2014
SON YAZILAR
Anasayfa / Karalamalar / Sinema / Çanakkale 1915

Çanakkale 1915

Turgut Özakman’ın kitabından uyarlanan yönetmenliğini Yeşim Sezgin’in yaptığı Çanakkale 1915 filmi hakkında bir yazı paylaşmak istiyorum. Öncelikle belirtmek isterim ki ben bu yapıta belgesel film diyeceğim. Çünkü film olabilecek bir öyküyü taşımıyor aslında, daha çok belgeselvari tarzda bir yapıt. Hani şöyle diyebiliriz, acaba film mi olayım belgesel mi olayım iki arada bir derede kalmış denir ya ya o cinsten. Şu ana kadar yazımı okuyanlar bu belgesel filmi kötüleceğimi zannedebilirler ama yanılıyorsunuz. Ben bu belgesel filmi çok ama çok beğendim.

Tamam teknik açıdan bir çok eksiği mevcut, diyaloglar çok iyi, çok başarılı değil. Ancak hissiyat açısından ve gerektiği noktada tüyler ürpertme açısından oldukça başarılı bence. Zaten bu belgesel filmi bir efekt filmi olarak da değerlendirmemek gerek. Efektleri, çekim tekniklerini tartışacak isek başka.. Ben filme beni etkilemesi yönünden bakacağım.

Dedim ya, yapıt bir belgesel film bence. İçerik olarak herhangi bir öykü yok, milli mücadeleyi anlatan ve bu Çanakkale mücadelesini, Çanakkale Destanı’nı bizlere yansıtmaya çalışan bir yapıt. Komutanlar cephelerinde askerlere ölmeyi emrediyor, yaşadıkları sıkıntıları yansıtıyor, cepheden cepheye birliklerin yaşadıklarına ortak oluyoruz bu yapıttta. Dedim ya belgesel bence.. Belgesel film diyelim.

Dikkat yazımın bundan sonrası filmin genel içeriği değil sahneleri ile ilgilidir, dolayısı ile filmi izlemeyenler okumayabilirler.

Öncelikle beğenmediğim sahnelere değinmek istiyorum, beğenmediğim demeyeyim aslında biraz gülünç, biraz abartılı sahnelere değinmek istiyorum. Seyit Ali Onbaşı sahnesi.. Seyit Ali Onbaşı bilirsiniz ki Çanakkale Destanında 275 kg’lık top mermisini Niğdeli Ali Çavuş’un yardımı ile sırtlayıp topun kundağına yerleştirmiş bir kahraman. Bu filmde sahnelenmiş ama biraz abartılı olmuş. Filmde Seyit Ali Onbaşı mermilerin raylarla taşındığı ancak savaş nedeni ile bu rayların zarar görmesi sonucu top mermisini sırtlıyor ve topun kundağına kadar tek başına taşıyor. Buraya kadar evet bize anlatılanlara çok uyuyor ancak mermiyi tek başına taşıması, arkadaşlarının yardım etmemesi biraz sahne açısından abartılı gibi olmuş. Üstelik 3 defa bu işlem tekrarlanıyor. Bu kısımda yine bize anlatılanlar gibi evet Seyit Ali Onbaşı tek başına taşımalı ama desteklenme olduğu da yanıstılmalı idi bence. Çünkü sahnede yaklaşık 10-15 adım atıyor çevresinde de askerler mevcut ve Seyit Ali Onbaşı ağzından burnundan kanlar gelerek taşıyor mermiyi. Biraz abartılı kaçmış sahne. Daha iyi olabilirdi.

Sonra diriliş sahnesi. Biraz garip olmuş. Gerçi alttan gelen Salavat ile duyguları şahlandıran bir an ama ne bilim biraz abartılı olmuş o kısım. Yalnız belirtmek isterim ki, abartıyı görmezsek eğer orda cidden Salavat getirilmesi ile birlikte o sahne kendini kurtarmış diyebilirim.

Subayların kendi aralarındaki diyalogları biraz sönük gibi, çok heyecan verici değil. Aynı şekilde yabancı subayların diyalogları da öyle.

Bunun dışında ise bir askerin bayrağın düşmemesi için elinden geleni yapması ve bayrağı düşürmemesi müthiş bir sahne, çok kısa ama çok yerinde bir sahne. Yine yaralanmış komutanını sıhhıyeye kadar taşıyan askerin vermiş olduğu mücadale anlatılamaz. Ve daha sonra kendisi dinlenmeden dahi geri dönmesi arkadaşlarını yalnız bırakmak istememesi oldukça iyi.
Askerlerin sabah namazını eda etmeleri, bayram namazını eda etmeleri bayramlaşmaları.. Tamami ile Türk toplumunun manevi değerlerini yansıtması itibari ile çok ama çok iyi olmuş. Gayet yerinde sahneler.

Belgesel film içinde kullanılan müzikler, alay marşı, eledim türküsü ve diğerleri de maneviyatı arttıran cinsten..
Sonra bir teyzenin bir komutana gidişi, oğlu ve eşi için zamanında örmüş olduğu çorapları komutana vermesi, anadolu insanının özverisini anlatan bu muhteşem sahnede iyiydi.

Sonuç itibari ile tamam muhteşem bir film değildi ama bence oldukça başarılı bir filmdi. Herkesin izlemesi gerektiğine inandığım bir film. Ben izlemedim ama arkadaşlarımdan, çevremden aldığım duyuma göre Sinan Çetin’in Çanakkele Çocukları adlı filminden fersah fersah daha iyi olan bir film Çanakkale 1915.

Filmi şovenist bulanlara gelince, bence şovenizm yok filmde, hatta düşman askerini anlama, yaralı düşman askerine yardım etme söz konusu.. Filmi milliyetçi bulup eleştirenlere gelince, evet film milliyetçi.. Çanakkale Destanı bu sadece 2 saate sığdırılması imkansız olan bu destanı yine büyük başarı ile anlatmaya çalışmış, büyük emek harcanmış, vatan sevgisini aşılayan milli mücadeleyi anlatan bu film milliyetçi olmayacak da ne olacak..
Sözün özü, Çanakkale 1915 iyi film, çok beğenir misiniz, beğenmez misiniz bilmem ama destek olunması gereken, izlenip izlettirilmesi gereken bir yapıt bence..

2 yorum

  1. çanakkale’nin ki biz bile ne yaşandığını tam olarak bilemezken bilsek de anlayamazken tabi ki de çekilen filmler yaşananların onda biri bile değil ama anlamadığım filmi eleştirirken neden insanlar mantıklı olmaz evrensel.net diye bir site saçma sapan kendine yazar diyen birinin cümlelerini okumak hatasını yaparak farkettiğim bir cümle “diriliş sahnesi çok sacmaydı bir salavatla ölülerin dirilmiş olması en bariz hataydı” demiş zat-ı gereksizleri filmi nasıl izledi bilmiyorum ama o sadece üzerindeki toprak yığınından kalkan askerlerdi kaldı ki ALLAH ın yardımı olmasaydı ne askerler ne mustafa kemaller ne toplar mermiler harcanırdı da bişey değişmezdi

  2. Size katılmamak elde değil. Özellikle bazılarına göre, “Çanakkale Destanı’nı bir nebze anlatmaya çalışan bu filmde” ,askerlerin inançları ile birlikte savaşması, inançlı, imanlı ve vatanperver olması filmin eleştirilmesine sebep. Maalesef bu nedenle filmi çok ağır şekilde eleştirenler var, haksızlık yapıldığı kanaatindeyim.

Add Comment Register



Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>